AHİLİK !!! - 40 HABER GAZETESİ - DERGİSİ
Son Dakika :

AHİLİK !!!

Written By yavuz4040 on 28 Haziran 2014 Cumartesi | 12:25:00

               Ahilik Nedir ?
Ahi, sofrası açık , eli açık , cömert olan demektir. Kelime olarak Ahiliği en iyi anlatan açıklama budur.Ahilik,Türkler tarafından geçmişin derinliklerinden süzülüp gelen bilgilerin, İslamın verdiği heyecan, imanla ve fütüvvet düşüncesinin yeniden Anadolu Türkmenleri tarafından yorumlanması ve teşkilatlanmasıdır.Ahilik, Hz. Muhammed zamanında ki erdemliler cemiyetinin düşünce ve davranış biçimlerini de kapsayan bir anlayıştır. Ahiliğin tüzüğü fütüvvetnameler dersek, fazla abartılı davranmış olmayız. Ancak Konya’da Abbasiler zamanında, etkin hale getirimeye çalışılan Selçuklu devletinin ilk zamanında da Konya’da kurulması ve yayılması istenilen fütüvvet ehlinin davranış biçimi ,Ahi Evran ve hocası Kirmani tarafından yeniden yorumlanılarak, biçim ve şekil verilmiştir. Tek bir amaca yönelik değildir.Ahiler, Anadolu da Müslüman Türk esnafını organize ederek, Anadoluya hakim olan gayrimüslim esnafla rekabet etme imkanını sağlamıştır.Ahilik, aynı zamanda özgürlükçü bir kuruluştur.Başka dinden ve milletten bir yöneticiyi kabullenemez.Yabancı istilalara karşı, savaşan bir teşkilattır. Ahiler, Osmanlı devletinin kuruluşunda çok önemli rol oynamış bir teşkilattır. Bir bakış açısına göre Ahilik, esnaf ve zanaatkarların yan yana getiren teşkilatlayan, bir belde de bulunması gereken, esnaf ve zanaatkarlar sayısını tespit eden , bir üst kuruluştur.Üretim yapan esnafı, satış yapan esnafı ve çalışanlarını teşkilatlandıran , kontrol eden, ahlaka ve yasalara aykırı satış yapan ve üretim yapan esnafı denetleyip, tedbir alan bir kuruluştur.Ahilik çağdaş manasıyla ticaret odalarının, Türk standartları Enstitüsünün yapılanması içerisindedir.Bugünkü çağdaş uygulamada,Ahi yapılanmasının içerisinde, belediyelerin ve belediye zabıtalarının bazı görevlerini görmek mümkündür.Ahi yapılanması içerisinde,Sanayi bakanlığının, Halk Bankasının,TÜBİTAK’ın bazı görev ve yetkilerini görmek mümkündür. Ahilerin her şehirde bulunan teşkilatının, esnafların başı olan kişiye yiğit başı denir. Yiğit başı,Osmanlıların son zamanlarında ki çarşı ağası ile bugünkü belediye zabıtasının görevlerinin tümünü kapsayan yetkilere sahiptir.Hatta bazı yetkileri itibarıyla Yiğit başının yaptığı işler, belediye başkanlarının yaptığı işleri de kapsar. Yiğit başı, bulunduğu beldede ki bütün esnafları denetler. Bu denetlemeleri sırasında, eksik mal tartan, eksik ölçü ile kumaş satan, hileli mal satan esnafın bu tür davranışları da yiğit başının görevleri arasındadır.Hileli,eksik ölçüyle mal satan esnaf tespit edilince, derhal cezalandırılır. Bu cezalandırma, ya geçici olarak meslekten ihraç ya da temelli olarak esnaf ve zanaatkar olarak çalışmasına müsaade edilemez. Defterden kaydı silinir.Çürük ve hileli mal sattığı için geçici olarak men edilen esnaf ise Ahi meclisinde ki oturma sırasını kaybeder. Bugünkü anlatımıyla protokoldeki sırası aşağılara itilir. Ahi teşkilatının müsaadesi olmadan hiçbir esnaf işyeri açamaz. Bir meslek dalında ki esnaf ve zanaatkarların sayısı, o beldede ki nüfusa orantılı olarak tespit edilir.Nüfusa göre sayısı en fazla gelen esnaf ve zanaatkarlar ihtiyacı olan bir başka beldeye gönderilir.

Kırşehir’de bulunan Ahilerin merkez teşkilatı, bütün ülkede ki esnaf ve zanaatkarların sayusunu bildiği gibi ihtiyaç duyulan yerkere de dağıtımı yapar. Görev verilen esnaf ve zanaatkar da, Ahilerce gönderildiği beldede iş yerini açar. Yiğit başı, pazarları da denetler.Fahiş fiyatla mal satımına engel olur. Yiğit başının gezdiği yerlerde çürümüş, bozlumuş Pazar malı satılmaz. Eksik, ölçülü ve tartılı mal, halka verilmez. Bütün ikazlara rağmen eksik ölçülü ve tartılı bozuk mal satan esnaf, derhal pazardan men edilir. Ahilik aynı zamanda, bir milis gücü, bir sivil savunma teşkilatıdır. Devletin istilaya uğrayıp, otoritesini kaybettiği zaman ,kaybolan otorite boşluğunu doldurur. Hüküm veren kadınların, hükümlerinin uygulanmasını sağlar.Ahiler, 1246 yılında Kösedağ da Moğol ordusuna yenilen Selçuklu ordusunun zayıflaması üzerine, devletin boş bıraktığı otoriteyi kendisi sağlamıştır. Moğol ordusu, Kayseri Kalesini kuşattığı zaman, bu kaleyi Ahiler ve Ahi Yiğitleri, savunmuşlardır. Hatta Kale düştüğü zaman, Ahi Evran’ın eşi Fatma Hatun(Kadıncık Ana) Moğollarca esir alınmış,yıllarca tebriz’de Hülagu Han’ın yanında esir kalmıştır. Ahiler ve Ahi Yiğitleri, Selçuklu ordusuna karşı 1260-1262 de iki defa meydan savaşı vermişlerdir. 1262 tarihli savaşta, Ahilerle birlikte hareket eden Mevlana Celalettin’in oğlu Alaeddin Çelebi de şehit olmuştur. 1261 yılında ise Kırşehir ‘i kuşatan Moğollara karşı Ahiler karşı koymış, Pir Ahi Evran bu savaşta şehit olmuştur. 1261 tarihinde ki Moğol ordusunun, Kırşehir’i yağmalayıp yaktığı ve halkını katlettiği Anadolu’da ki önemli şehirler olan Erzurum, Sivas, Tokat, Kayseri ve Konya’yı Ahiler ölümleri pahasına savunmuşlardır.

 Ahiler, istilacı vahşi Moğol ordusuna karşı bütün Türkiye de topyekün bir savunma yapmışlardır. Yenilgiler üzerine Ahi dervişleri planlı bir şekilde Ahi dervişleri planlı bir şekilde uç bölgelere doğru çekilerek, yeni savunma hatları oluşturmuşlardır. Bunlardan önemli bir Ahi şeyhi olan Şeyh Edebali Kırşehir’den şimdiki Kırıkkale’nin ilçesi olan Balışeyh’e gönderilmiştir. Burada yapacağı görev ise Tokat Çorum istikametinden gelen Türkmen göçünü Anadolu’nun batısında yeni yurtluklara yerleştirmektir. Atnı zamanda burada ki Ahi tekkesinde doğudan gelen Türkmen göçerler geçici bir süre tekke de barınırlardı. Bu süre içerisinde noksanlarını ikmal eder, hastalarını tedavi eder, hayvanları geniş otlaklarda beslenirdi. Daha sonra genellikle Söğüt Kütahya istikametine yerleşmeleri için yol gösterilirdi. Balışeyh’te ki görevini tamamlayan Şeyh Edebali, aldığı görev gereği Bilecik’ de ki, Ahi tekkesine yerleşmiştir. Burada Kayı aşiretinin lideri Ertuğrul Bey ve daha sonra Osman Beye yardımcı olmuştur. Şeyh Edebali için Osmanlı devletinin manevi mimarıdır dersek yeridir. Ahi şeyhlerinden Abdal Musa, Geyikli Baba, Ahi Şemsettin, Ahi Mahmut, Yunus Emre, Sarı Saltuk Kırşehir’in ve Konya’nın Moğol istilasına uğramasından hemen önce Kırşehir’den(Gülşehir) batı illerine görev yapmak üzere gönderilen Ahi şeyhleridir. Ahilerin her 30 km de bir dergahları ve tekkeleri vardır. Bu tekke, dergah ve zaviyeler, balkanlardan Kırıma’a kadar yayılmıştır.Bu tekkeler ve dergahlar, aynı zamanda çevresini ışıtan, bilgi yayan, çağına göre kaliteli tarımsal üretim yapan yerlerdir. Bu yerlerin başında bulunan kişiler çoğu zaman o kadar başarılı olmuşlardır ki, bugün Romanya sınırına yakın yerde tekkesi ve türbesi bulunan Sarı Saltuk, hem Hıristiyanlarca aziz, Müslümanlarca da ermiş bir kişi olarak da kabul edilmiştir. Yolcular ve misafirler burada konul edilirler. Konuk, tekke ve zaviye de üç gün kalır. Hiçbir ücret ödemez. Hayvanlarının bakımı yapılır, kendisinin barınma, hastaysa tedavi görme ve banyo yapma imkanı vardır. Anadolu’da ki her köyde bir Ahi zaviyesi vardır. Bu zaviyede görevi olarak Ahi dervişleri ve köy yiğitleri bulunur. Köylerde bulunan dergah ve zaviyelerde, köyün gençleri din eğitimi, okuma yazma eğitimi ve gerektiği zaman ülkesini savunmak için askeri eğitimde verilirdi. Bu zaviyelerin akşam karanlığında konuk ışığı adı verilen bir ışığı gün doğumuna kadar yanar. 1350’li yıllarda Anadolu’yu gezen ünlü Seyyah İbni Batuta her köyde bir Ahi zaviyesinin olduğunu, bu zaviyede misafir kaldıklarını seyahatnamesinde belirtmiştir. Ahiler, dünyanın ilk sivil kadın teşkilatını kuranlardır. Bu teşkilatın adı Bacıyanı Rum olup( Roma ülkesinin kadınları ) Moğol ordusuna karşı direniş savaşı yaptıkları gibi, Osmanlı devletinin kuruluşunda da önemli roller üstlenmişlerdir. Bacıyanı Rum, Ahi Evran’ın hanımı Fatma Hatun tarafından ilk defa Kayseri de kurulmuştur. Kayserili kadınları tekstil üretime yönlendirmiş, ürettikleri malların kalitesinin yüksek olmasına dikkat edilmiş ve bu mallar çarşılarda satılmıştır. Fiyatı elverişli ve kalitesi yüksek mallarla Kayserili kadınlar,gayrimüslim esnafla rekabet eder bir hale gelmiştir. Bacıyanı Rum, Kayserili kadınlara din eğitimi, müzik eğitimi ve okuma yazma eğitimi yanında, askeri eğitimde vermiştir. Bu eğitimi alan Kayserili kadınlar, şehirlerinin istilası sırasında erkekleriyle birlikte düşmana karşı savaşmışlardır. 1230’lu yıllarda Anadolu’da, kadınların bu kadar büyük bir teşkilat kurmasını Avrupalılar uzunca süre kavramakta zorluk çelmişlerdir. Zira Hıristiyan ülkelerde, kadınların öncelikli amacı ekonomi, daha sonra ki amaçları da ülke savunması ve eğitim olan böylesiye bir sosyal sorumluluk düşünülemezdi. Orta çağın karanlığında bocalayan Avrupa’da bu tür kadın teşkilatları yirminci yüzyıla kadar düşünülemezken, Dulkadir oğulları beyliğinin 1450’li yıllarda otuz bin kadın savaşçısı vardır. Tarihçi, Aşık paşazade Osmanlı devletinin kurulmasında emeği geçen, dört büyük kuruluştan bahsederler. Bunlar Bacıyanı Rum, Ahiyanı Rum, Abdalanı Rum ve Gaziyanı Rum’dur. Bu teşkilatlar bir Ahi kuruluşudur. Fatih Sultan Mehmet’e kadar Osmanlı padişahları, Şet kuşanıp, Ahi ünvanını almışlardır. Ahilik Anadolu’da o kadar itibarlıdır ki, herkes tarafından bilinen Hacı Bayram’ı Velinin bir adı da Ahi Sultan’dır. Büyük mutasavvıf Muahmmet Hacı Bektaş’ı Veli, bu Ahi kuruluşlarının tamamında yer alıp, Moğol tehlikesinin Kırşehir’i tehdit etmesi üzerine, Ahi Evran tarafından Suluca Karahöyük çiftliğindeki tekkeye gönderilmiştir. Ahi Evran’ın öldürülmesinden sonra eş, Fatma Hatun da Suluca Karahöyük’e sığınmıştır. Ahi tekke, hankah, zaviye ve dergahlarından, insanlar din eğitimi, okuma yazma eğitimi ve müzik eğitimi alırlardı. Ayrıca degah ve zaviyelerde şehir savunması için herkese binicilik, okçuluk, kılıç eğitimi ve diğer askeri eğitimlerde verilirdi. Ahilik, 13. Yüzyılda Türk dilinin savunucusudur. Ahi Evran ve kendisiyle aynı çağda yoldaşlık yapan şeyhler, Türkçeyi savunmuşlar, eserlerini de Türkçe vermişlerdir. Ahi Evran, Yunus Emre ve Muhammet Hacı Bektaş, bu davranışın öncüleridir. Bu kuşağın hemen peşinden gelen Baba İlyas’ın torunu, Garip namenin yazarı Aşık Paşa ile Ahmedi Gülşehri de (Kırşehirli Ahmet ) 13. Yüzyılda Anadolu’da Türkçe, Türk Edebiyatının gelişmesinin öncüleri olmuşlardır. Ahiler, şehirdeki mesleği olmayan kişilere meslek eğitimi de verebilen bir kuruluştur. Buralarda meslek eğitimi alan kişiler, çıraklık ve kalfalık süresini bitirip, usta olduğu zaman Selçuklu ve Osmanlı ülkesinin ihtiyaç duyulan bir yerinde mesleğine devam etmek için görevlendirildi. Ahilerde yiğit başı ve meslek gruplarının yöneticileri, o meslek grubunun çalışanları tarafından seçimler yapılırdı. Her esnafkolu için her ustanın bir oy hakkı vardı. Seçilen bu kişiler daha sonra yiğit başını ve esnaf meclisi, yönetim kurulu üyelerini seçerdi. Ahilerin özellikle Erzurum, Sivas, Tokat, Kayseri, Kırşehir ve Konya’da sayısız medresesi, hankah’ı ve tekkesi vardır. Örnek vermek gerekirse, Konya’nın bugün en meşhur tarihi eserlerinden biri olan Karatay Medresesi bir Ahi kuruluşudur. Konya’da eğitim veren büyük alim Sadreddin Konevi bir Ahi olup, Ahi Evran hazretlerinin de dostudur. Ahiler, istila anında karşı koyabilmek, savaş kabiliyetini geliştirmek için, obaların ve şehirlerin Ahi yiğitlerine; binicilik, kılıç, ok atma gibi askeri eğitimleri de veren bir kuruluştur. Ahilik, devletin meşru otoritenin zaafa uğraması üzerine, kendisini sorumlu görüp, tedbir alan ve bu konuda uygulamalar yapan bir kuruluştur. Bunun en iyi örneği Selçuklu devletini, Moğol istilası sonucu dağılmaya başlaması üzere, Ahilerin Kırşehir’de yaptıkları toplantılar ile geleceğin imparatorluğu Osmanlı beyliğinin bulunduğu topraklara bir Ahi dervişi olan, Şeyh Edebali’nin görevlendirilip gönderilmesi ile Aşık Paşa’nın babası Muhlis Paşa’nın Karamanoğulları beylerinin yanında görevlendirilmesidir. Şeyh Edebalı, Osmanlı devletinin kuruluşunu ateşleyen akli ve manevi mimarlardandır. Uç boylarında görev alan Ahi dervişleri, silah elde gaza yaptıkları gibi batuya gelen göçmen Türkmenlerin yerleşmesine yardımcı olmuşlardır. Bu Türkmenlerle birlikte Ahi dervişleri, Osmanlı devletinin her zaman yanında yer almışlardır. Bu yer alış, savaşçı, zanaatkar, tarım üreticisi , eğitimci, kadı ve dervişler şeklinde olmuştur. Ahilik bir anlamda, eğitim ve kültür yuvasıdır. Öncelikle üretim ve satış yapan esnaf va çalışanları, mesleki manada eğittiği gibi, kültür ve dini bilgiler bakımından da eğitilen bir kuruluştur. Bu kuruluşta yapılan sohbetler hem müsiki içerir, hem de dini ve kültürel bilgi içerir. Bu toplantılarda oturmanın ve konuşmanın bir adabı ve şekli vardır. Hiyerarşik düzen vardır. Çürük üretim ve satış yapan esnaf, çalışan ve üreten Ahi toplantılarındaki oturma düzenindeki yerini kaybeder. Eşiğe yakın bir yerde otururuz. Bu bir cezalandırmadır. Ahilik, üreten satış yapan esnafın acımasızca her sahada üretim ve satış yapmasının önüne geçtiği gibi, müesseselerin birbirini yutmasının da önünde engeldir. Toplumda sosyal adaleti gerçekleştirmek için düzenleyici, yol gösterici, teftiş edici, öğüt verici, ödül verici ve cezalandırıcı görevleri vardır. Ahilik, tekelleşmeyi engelleyen bir kuruluştur. Bu şekilde üretenin ve esnafın elinde biriken sermayenin önemli bir bölümü hayır ve bayındırlık eserlerinin yapımına yönlendirilmiştir. Ahilik aynı zamanda sigorta görevini de görür. Ahi şeyhleri her şehirde oluşturulan orta sandığını bu amaçla yönetirler. Orta sandığına, o şehirde bulunan bütün esnaflar, gelecek için kazancının küçük bir kısmını bırakırdı. Bu sigorta kavramı zor durumdaki esnafa yardım şeklinde olduğu gibi zaruret halindeki yaşlı esnafa yardım eden sosyal güvenlik kurumu gibidir. Ahiler, esnaf ve zanaatkar ile köyleri ve obaları yönetirken, düstur haline getirdikleri altı ilkeleri vardır. Bu ilkelerden üçü açık olan, üçü de kapalı olan şeylerdir. Açık Olan Üç Şey: 1-Eli açık olacak,yardım için. 2-Kapısı açık olacak. Konuk ve komşuları için. 3-Sofrası açık olacak. Muhtaç ve yoksullara yardım için. Kapalı Olan Üç Şey: 1-Eline dikkat edecek. Hırsızlık, vahşilik ve kötülük yapmaması için. 2-Diline dikkat edecek.Yalan söylememek, gıybet yapmamak, dedikodu ve küfür yapmamak için. 3-Beline dikkat edecek. Başkalarının namusuna ve onuruna dokunmamak için. Ahi birlikleri, esnaf, zanaatkar, oba ve köylerdeki yiğitlerle yedi yüzden facla ahlak kurallarına uyma zorunluluğunu öğretmiş ve yerine getirilmesini sağlamıştır. Bunların bir kısmını saymak gerekirse; Helal kazanç için çalışılmalı, ilim sahibi olunmalı ( bugün bilgi sahibi olmadan fikir serdedenlere örnek ) edepli olmalı, güzel ahlaka sahip olmalıdı, namazı vaktinde kılmalı, içki içmemeli, kumar oynamamalı, zinaya yaklaşmamalı, yalan söylememeli, iffetli olmalı komşusunun ayıbını açan değil örten olmalı, arkadaşını iyi seçmeli, hurafelere inanmamalı, güler yüzlü olmalı, halka yemek yeme ikramında bulunmalı, insanlara kötü nazarla bakmamalı, giyim kuşamına dikkat etmeli, çarşı Pazar adabına uymalı, meslek sahibi olmalı, hasta ziyaretinde bulunmalı, taziyeye gitmeli, kabirlerii ziyaret etmeli, mescit adabına uymalı, komşuları için iyi zanda bulunmalı, sadaka vermeli, vaktini boş şeylerle geçirmemeli, yerlere tükürmemeli, komşularının iyi halini herkese söylemeli, eşine karşı şefkatli ve müşfik olmalı, eşine karşı kaba davranışta bulunmamalı, akrabalar ve komşular arasında hediyeleşmeye önem vermeli, çocuklarına iyi bir eğitim vermeli, davranışıyla örnek insanlar olmalıdır. Ahilik, tek başına bir tarikat değildir. Tek başına bir esnaf loncası değildir. Ahiliğin, esnaf loncası haline gelişi 1700’lü yıllardadır.Ahilik, bütün bu saydıklarımızı ve ülke savunmasını da kapsayan, çağımızda hala ulaşamadığımız, batı medeniyetinin değil yapmak, düşünemediği bile muazzam bir sosyal sorumluluk anlayışıdır. Ahilik ve Ahiler, Nizam-ı Alem davasının savunucularıdır. Kendilerini yeryüzünde Allah’ın Halimiyetini sağlamakla görevli kişiler olarak görürler. Bugün acilen yapılması gereken işlerden bir tanesi de, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesine bağlı olarak kurulan Ahilik Araştırma Merkezinin, Ahilik enstitüsüne dönüştürülnesidir. Ahilik, bugün için yukarıda saydığımız ve sayamadığımız biçimde yeniden incelenip araştırılmalıdır. Bu araştırmadan çıkan sonuçlar Türk toplumu ve Türk devletinin istifadesine sunulmalıdır. 26/06/2014
Share this article :

0 yorum:

Habere Yoğunlaşın

Ve Ne Düşündüğünüzü 'Bizimle paylaşın... !

 
Bağlantılar : | |
Copyright © 2011. 40 HABER GAZETESİ - DERGİSİ - Her hakkı saklıdır. 40 Haber Yayıncılık İrtibat: 0 543 801 99 35

Gururla sunar 40haber.net